Suggestopedia Yöntemi

LOZANOV ve TELKİN BİLİM

Bulgar psikiyatr Prof. Dr. Georgie Lozanov tarafından geliştirilen ‘Suggestopedia Yöntemi’nin temelini, yüksek konsantrasyon ve motivasyon oluşturuyor.

Bunu şöyle düşünün. Bir yelkenli ile her gün iki saat yelken açarsanız ne kadar ilerleyebilirsiniz? Bir de 5 gün boyunca hiç durmadan yelken açtığınızı düşünün. Varacağınız nokta çok daha ileri olacaktır.

“Yöntemin sırrı algılama kapasitesini artırmaya dayanıyor olması. Görme, duyma, uygulama gibi tüm duyularına hitap ediliyor. Eğitim ve tedavi süresince hastalar sıkı bir kampa alınıyor ”

Öğrenme Ve Öğrenme Üzerine Yapılan Çalışmalar Konusunda Bilgilendirmek

Son yıllarda yapılan birçok araştırma; insan beyninin müthiş bir potansiyele sahip olduğunu, aklın yaratıcılık kapasitesinin sonsuz olabileceğini, bilinçli komutlarla beyin merkezimizin geliştirilebileceğini ve düşleyemediğimiz güçlerimizi kullanabileceğimizi ortaya koymuştur

Bilim adamları insanların içinde yaşadığı kozayı kırdığını, içindeki potansiyeli fark ettiğini, bu potansiyeli çeşitli metotları uygulayarak, öğrenme sistemlerinin geliştirilebileceğini, çeşitli deneylerle kanıtlamışlardır. Bütün bu araştırmaların temelinde insanın mantıklı bir zekâya, bedene ve yaratıcı zekâya sahip olduğu ilkesi diğer bir deyişle bedenin sağ ve sol beyinle uyum içinde kullanılması ilkesidir yatmaktadır. Düşünme süreci konusundaki karmaşık araştırmalar, sağ ve sol beynin uyumu kavramına yönelmiştir. Teoriye göre beynimizin sol tarafı, mantıklı, akıllı, analitik düşünür. Beynimizin sağ tarafıysa, içgüdü, yaratıcılık ve düş gücüyle ilgilenir. Teoriler, sol beynin, bedenin ve sağ beynin birbirlerine karşı çalışmalarına ve yeteneklerinizi kısıtlamalarına engel olarak, bu üç faktörü birlikte çalıştırarak süper öğrenmeyi ortaya çıkarır. Süper öğrenme teknikleri uygulanırken, insanlardaki mevcut bazı olumsuz kanıları örneğin; korkuları, suçluluk duygusunu, kendini küçük görme ve sınırlı yetenekleri ortadan kaldırmaya yönelik programlar da birlikte uygulanmaktadır. Kendimizi engellediğimiz birçok duvarı yıkıp, engellenmemiş kişiliğimizi ortaya çıkarır. Süper öğrenme size yeni bir şey vermez, zaten sahip olduğunuzu yani kendinizi ortaya çıkarır.

Eğitimciler buna engellenmemiş, kendini merkeze koyan ve ışık saçan kişilik ” diye tanımlarlar. 1960’lı yıllardan sonra özellikle Bulgar ve Rus bilim adamları insanların öğrenme yeteneklerini ve bellek gücünü arttırma üzerine çalışmalar yapmaya başlarlar. Bulgarlar 1960 yılında Sofya’da Dr. Lozanov yönetiminde Öneri bilim Enstitüsünde çalışmalarını hızlandırırlar. Araştırmacılar beyin kapasitemizin yüzde onunun kullanıldığını, geri kalan yüzde doksanının harekete geçirilmesinin öğrenilmesi gerektiğini vurgulanmaktadır. Dr. Lozanov Öneri bilim Sistemi adını verdiği öğrenme sistemi ile insanların akıl ve bedenlerinin kapalı noktalarına erişmeyi, beynin sağ ve sol kısımlarının bir orkestra gibi uyum içinde çalışıp, insanların yapmak istediklerini daha iyi yapmalarını sağlamaktadır.
Öğrenmeyi elli misli hızlandıran sistemde; temel eğitimde, ilk başlayan programlarda, yeni bir iş öğrenmede ve kişinin yeteneklerini genişletmede inanılmaz sonuçlar elde etmiştir. Araştırmalar sonucunda beynin engellemeden, rahatsız edilmeden çalışması durumunda her türlü bilgiyi sünger gibi emdiğini, beynimizin bilgileri kayıt makinesi gibi kayıt ettiğini tespit etmişlerdir. Öneri bilim yönteminde müzikle birlikte yabancı dil öğrenimi uygulanmış iki saatlik bir seansta 120-150 kelimenin çoğunun okunup-yazılmasını ve gramer kurallarını da zahmetsizce öğrenmişlerdir. Gayret göstermeden hiçbir şey öğrenemeyeceklerini düşünmelerine rağmen, birkaç hafta içinde daha önce tek kelime bilmedikleri yabancı dili su gibi öğrenmişlerdir.

Öneri bilim Enstitüsü, eğitimciler, doktorlar ve mühendislerin birlikte çalışmaları ile hızlı öğrenme ve süper belleği nelerin harekete geçirdiğini anlamaya çalışırlar. Bu kurstan mezun olanlar sık sık merkeze çağrılıp çeşitli sınavlara tabi tutulmuş, böylece öğrenciler hızlı öğrenmenin yanında öğrendiklerini de unutmamışlardır. Dr. Lozanov’un; aklın kapalı kapılarını açarak süper belleği geliştirmek ve hızlı öğrenimi sağlamak için kullandığı müzikli hatırlama yöntemi üzerinden epey bir zaman geçmiştir. Bugün bu sistem diğer ülkelerde de kullanılmaktadır.

-Süper öğrenme ile ilgili çalışmalarda bazı psikolojik engellerin öğrenmeyi engellediği ortaya çıkmış bunlar genelde şu başlıklar altında toplanmıştır;

-Eleştirici/Mantıksal Engel: Kişinin başkaları başarır, ama ben asla şeklindeki yorumları.

-Sezgisel/Duyusal Engel: Daha önceki deneyimlerin, beceriksizliklerin güvenini sarsması, gelecekteki hayatını da etkiler.

-Etik/Ahlaksal Engel: İnsanların çoğu öğrenmenin zorlu, sıkıntılı ve ağır bir iş olduğuna şartlanmışlardır.

Süper Öğrenme Nasıl Gerçekleşir?

Potansiyelinizi yükseltmek ve kendinizi iyi hissetmek için çeşitli teknikler yüzlerce araştırma sonucu ortaya konulmuştur. Bunlar kısaca;

(a) Rahatlama Egzersizi:

Bu tip egzersizler sadece beden gerginliğini gidermek için değil, bilinçaltıyla bağlantı kurulmanın da ilk adımlarıdır. Kas gerginliklerini gidermek vücudun gevşemesi insanların yorgunluktan kurtulup, canlı, faal ve iyi bir konsantrasyon için de ilk adımdır.

(b) Psikolojik Gevşeme:

Fiziksel gerginlik ve gevşeme gibi beden hareketlerinin yerine, hayal gücüyle gevşemede bir diğer gevşeme yöntemidir.

(c) Öğrenmenin Ve Hatırlamanın Zevki:

Kişi; kendi kendisine“kolay öğrenirim, mükemmel hatırlarım” demekle, öğrenmeyi ve hatırlamayı harekete geçiremez. Aklın derinlikleriyle, bilinçaltıyla iletişim kurarken mesajları iletmeye yardımcı olan duygulardır. Başarılı bir deneyim sonunda hissedilen zafer duygusu, keyif hatırlanırsa öğrenme sürecinde daha hızlı bir etkileşim ortaya çıkar.

 

(d) Tempolu Nefes Alma:

Bu egzersizde ise ritimle nefes almayı öğrenme ve nefes kontrolüyle beden ve akıl ritimlerini yavaşlatma için kullanılır.

Dr. Lozanov’un Öneri bilim Enstitüsünce geliştirilen süper öğrenme teknikleri 1976 yılından beri Bulgaristan’da 17 devlet okulunda- Lozanov’un yöntemiyle- ders işleme şeklinde uygulanmaktadır. Bu okullara devam eden çocukların her birinin dahi olduğunu düşünün. Bu tür bir öğrenim sistemi ile hasta çocuklar, ağır öğrenen çocuklar bile istenen standartta ulaştırılabilir.

Bütün bu gelişmeler askeri kesiminde gözünden kaçmamış, Askeri Akademilerden bu tekniği incelemek üzere çok sayıda kişinin geldiği de tespit edilmiştir. Ordu hızlı öğrenmeyi, sadece okuması yazması olmayan acemi erlere değil, aynı zamanda modern askeri silahların nasıl çalışacağını gösteren teknik bilgileri öğrenmesi gereken personele de uygulamak istemektedir. 1977 yılından sonra bu teknikler Bulgaristan ve Rusya tarafından uygulanmıştır.

Batı dünyası bu gelişmeleri yakından takip etmiş, kendi ülkelerine taşıyarak, eğitim sistemlerinde uygulayarak öğrenme performanslarını çok üst seviyeye çıkarmışlardır. Batılılar süper öğrenme, süper bellek sistemini ilk kez duydukları zaman sistemi rahat koltuklara oturup, müzik eşliğinde yabancı dil kasetleri dinleme şeklinde algılamışlar, uygulamaya başladıklarında başarısız olmuşlardır.

Müziğin öğrenme potansiyeline bir başka sebepten dolayı da katkısının olduğunu ortaya koyan “telkin yöntemi” (suggestopedia ) psikiyatr ve eğitimci olan Bulgar Georgi Lozanov tarafından bulunmuştur.

Özellikle stressiz bir öğrenme, beden ve zihin faaliyetlerinin bir ahenk içinde çalışmasını sağlamaktadır. Bu şartlarda öğrenilen bilgiler daha kalıcı olmaktadır. Lozanov yaptığı araştırmalarda çok özel bir müziğin, yine çok özel bir ritimde olması kaydıyla, insanın beden fonksiyonlarını stressiz bir ortama sokarak öğrenme konsantrasyonunu artırdığını keşfetmiştir. Özellikle kolay ve kalıcı öğrenme beyin alfa dalgası ortamındayken gerçekleşmektedir. Lozanov’un test ettiği belli ritimdeki bazı klasik müzik parçalarının beyin dalgalarını 8 ile 12 Hz. aralığına düşürerek beynin alfa dalgaları yaymaya başlamasını sağladığı gözlenmiştir. Lozanov yaptığı deneylerde her klasik müzik parçasının dinleyenleri alfa beyin dalgaları ortamına sokmadığını ve en etkili parçaların 60 vuruşlu “largo” tempolu ve 4/4 veya 3/4 ölçülü olan “barok müzik” eserlerinden oluştuğunu tespit etmiştir.

SOFYA TELKİNBİLİM ENSTİTÜSÜ

Prof. Lozanov Sofya Telkin bilim Enstitüsü’nde yönetici olarak görev yapmaktadır. Çalışmaları ile Amerika’da bile tanınmış ve kendisine haklı bir ün sağlamıştır. Lozanov ilk çalışmalarında, yabancı dil öğreniminde oldukça kolaylık sağlayan bir metot keşfetmiş ve geliştirmiştir.

Bu enstitüde, Lozanov metoduyla oldukça hızlı ve sıkılmadan yabancı dil öğretimi yapılmaktadır. Daha ilk derste, bu kursa katılan her meslekten ve yaştan insan şaşkınlıklarını gizleyemez. Dershane salonları daha çok, derin koltuklarla döşenmiş ve yumuşak tonda ışıkla aydınlatılmış, rahat bir oturma odası havasını verir.

İlk aşamada kursiyerlere, öğrenecekleri dile uygun olarak yeni bir isim, meslek ve adresi benimsemeleri için istekte bulunulur. Böylece alıştıkları, uzun zamandır içinde bulundukları sosyal kişiliklerini bir kenara bırakmış olurlar. Bunun için kursiyerlerin çok fazla bir gayret sarf etmeleri gerekmez.

Yalnızca orada olmaları ve bundan dolayı kendilerini mutlu hissetmeleri yeterlidir.
Öğretim esas olarak, gündelik olayların neşeli sohbetler halinde sürdürülmesine dayanır. Bu aşamada, sürekli tekrarlar, konu çözümlemeleri ve öğrenilen yeni kavramların hafızaya aktarılması ile bilgiler aktif hale geçirilir. Kursiyerlerin öğrendikleri dilin ana hatlarına hâkimiyetleri artıkça diğer bir aşamaya zemin hazırlanmış olur. İkinci aşamada Lozanov, üzerinde çalışılan okuma parçalarını değişik ses tonları kullanarak kursiyerlere dikte eder. Bazen çok güçlü ve otoriter sesle, bazen de yumuşak bir fısıltıyla sürdürür okumasını.
Bir sonraki aşamada, fonda hoş bir müzik çalarken, aynı okuma parçası defalarca dinlenir. Kursiyerler hiçbir görsel destek olmaksızın (poster, slayt vb.) koltuklarına gömülmüş, Lozanov’un normal bir hızda okuduğu parçayı dinler durumdadırlar.
Burada amaç; süjenin o an gevşemesine yardımcı olan etkenleri kullanarak, üzerinde dikkatini yoğunlaştırdığı yabancı dildeki okuma parçasına hakim olmasını sağlamaktır.
Prof. Lozanov bu şekilde, 96 bölümden oluşan dersleri, 45’er dakikalık seanslar halinde bir aylık zaman dilimine dağıtmıştır.

Bu bir aylık dilimde, kursiyerler 1800 kelime, deyim ve gramer kalıbını kavramışlardır. Yapılan testlerde başarı oranı yaklaşık %70 olarak tespit edilmiştir. Kursiyerler, kendilerine verilenin büyük bir kısmını akıcı bir konuşmada kullanabilmişlerdir.
Elde edilen bu hız, fazlasıyla ilginç ve düşündürücüdür. Genelde, kişiye, hızlı öğrenilen kavramlar çok daha çabuk unutulurmuş gibi gelir. Oysa Lozanov’un ekibi, kurs bitiminde süjelerin herhangi bir yardım olmaksızın, %93 düzeyinde öğrendiklerini hatırladığını gösterdi.

Kurs bitiminden üç ay sonra seviye azalacağına, %100 gibi bir değere ulaştı ve altı ay sonrasına kadar durumunu korudu. Aradan bir yıl geçmesine ve süje hiçbir ara çalışma yapmamasına rağmen değer %80 olarak ölçülmüştür. Ancak iki yıl sonra %60’a düşer.
Görüldüğü gibi sonuç fazlasıyla hayret vericidir. Lozanov özellikle ilk üç aylık dönem üzerinde dikkatini yoğunlaştırmıştır. Bu dönemde şuuraltı bilgileri saklayan, muhafaza eden derin bir kap gibi görev yapmıştır.

Bu metodun başarısı üzerine psikoterapide kullanılan teknikler sadeleşmiş ve yeni esaslara bağlanmıştır. Telkin ile yapılan tedavilerde, fizik ve ruh gevşemesinin gerekli olduğu görülmüştür. Gevşeme sağlandıktan sonra, telkinler şuuraltını yeterli şiddette uyarabilmektedir. Böylelikle hastalardaki iyileşme oranı hatırı sayılır derecede artmaktadır. Hastalardaki bu telkine açık, aşırı duyarlı safhayı kesin çizgilerle ortaya koymayı düşünen Lozanov, işe dil öğrenen süjelerin elverişli psikolojik durumlarını inceleyerek başladı.
Bu konuda yapmış olduğu deneysel araştırmalarının özetini 1971’de bir kitap halinde yayınladı. Kitap “TELKİNBİLİM” adı altında İngilizceye de tercüme edilmiştir.
Prof. Lozanov telkin bilimde yeni bir çığır açmıştır. Telkin yardımıyla tedavi ve eğitim bu yeni psikolojik keşiflerin ürünüdür.

Telkin bilimin dayandığı teorik temelleri özetlemek gerekirse;

– Bütün insanlar telkine yatkın bir yapıya sahiptir, ancak kişiye özel durumlara göre telkine hassasiyet değişebilir.

– Uyanık durumda iken, şuuraltımızın ruhsal aktivitesi üzerinde telkin güçlü bir etkinliğe sahiptir.

– Telkin, ciddi ruhsal birikimlerin uzaklaştırılmasına büyük ölçüde yardımcı olur.
Psikolojik tedavinin amaçlandığı ipnoz durumlarında ve ilaçla tedavi gören hastalarda telkinin mucizevî gücü gözlenmiştir. Böylece telkin uyanık durumdaki (şuuru yerinde olan) kişilerde de uygulama alanı bulmuştur.

Yani telkin metodunda kullanılan teknikler yardımıyla kişiyi olumlu davranış ve düşüncelerden alıkoyan savunma ve bastırma mekanizmalarının önüne geçmek mümkündür.

Suggestopedia metodu kullanan öğretmenin amacı nedir?

Öğretmenin amacı öğrencilerin hedef dilde günlük konuşma kullanımını edinmeleridir. Bunun için öğrencilerin zihinsel güçleri açığa vurulmalıdır. Bu da öğrenmenin önündeki psikolojik engellerin kalkmasıyla ve beynin yakın-bilinç bölümünü çalıştırıcı aktivitelerle mümkün olur. Bu metot öğrencilerin hedef dili toplum içinde nasıl kullanacaklarını öğrenmeleri anlamakla birlikte aynı zamanda öğrencilerin kendi öğrenimlerinin sorumluluğunu almaları, başkasından nasıl öğrenebileceklerini öğrenmelerini de amaçlar. Bütün bunlar öğrencinin duygularını ve fikirlerini eğitiminde kullanıp yeni bir şeyler öğrenmeye karşı iç-savunma oluşturmamasıyla gerçekleşir.

Suggestopedia metodunu kullanan öğretmenin rolü nedir? Öğrencilerin rolü nedir?

Öğretmen sınıftaki tek otoritedir. Başarılı olabilmek için öğrenciler öğretmene saygı ve güven duymalıdırlar Güven duyulan kaynaktan bilgi daha kolay alınır. Öğrenciler kendilerini daha emin ve güvende hissederler, daha az çekingen olur ve öğrenimi kendiliğinden çabaya gerek kalmadan gerçekleştirirler. Kendilerini güvende hissettikleri zaman doğallıkları artar, çekingenlikleri azalır. Öğretmenin amacı öğrencilerin hedef dilde konuşmasını sağlamak ve bu süreci hızlandırmaktır. Bunu başarabilmek için öğrencilerin dil edinimlerini geliştirmeye çalışır. Öğretmen ilk olarak öğrencilerinin bariyerlerini kırmak ister, onları sınıfa getirdikleri problemlerden kurtararak derse hazırlar. Ayrıca öğretmen bilinçaltı öğretim yöntemlerini kullanarak ve fark ettirmeden, öğrencilere çeşitli şekillerde öğretmeyi amaçlar. Öğrencilerin her ortamda her zaman öğrenme içinde olmaları için altyapı hazırlar. Öğretmen aynı zamanda danışman rolündedir. Bu onun öğretmediği anlamına gelmez. Öğretmen yetişkin öğrencilere yeni bir şeyler öğretmenin zorluğunu bilip ona göre davranır. Başlangıçta öğretmene bağımlı olan öğrenciler, öğrendikçe bağımsız olurlar. Bu durum 5 bölümde gerçekleşir. İlk 3 bölümde öğretmen sadece dile yoğunlaşmakla kalmaz aynı zamanda öğrencilere öğrenimleri süresince psikolojik destekte bulunur. 4.bölümde öğrenciler kendilerine güveni aldıklarında öğretmen doğruluğa daha çok yoğunlaşır. İlk 3 bölümde hatasızlık, akıcılıktan sonra gelir. Başa dönüşte 5.bölümde gerçekleşir.

Suggestopedia’da öğretme-öğrenme sürecinin kendine has özellikleri nelerdir?

Lozanov’a göre savunmasız öğrenimin 6 parçası vardır. Birincisi güvenlik. İkincisi hedef dile saldırı (aggression) yani öğrenciler aktif olmalı, kendilerini ispat etmek için çaba harcamalılar. 3.parça ise dikkat. Kolay öğrenme sağlamak için öğretmenin dikkat gerektiren sahaları daraltması gerekir. 4.parça yansımadır. 5.parça hatırlama yeteneğidir. Son parça ise ayırma yeteneğidir (discrimination), yani hedef dilin yapıları arasındaki farklılıkları kavrayabilme. Öğrencilerin çevresel (peripheral) öğrenmelerinden yararlanmak için ortam suggestopedik olarak hazırlanır. Bunların amacı öğrencide bilinçaltı öğrenimi gerçekleştirmektir. (Peripheral Learning). Öz-güven yeni bilgi öğrenilebildiği sürece güçlenir. Lozanov’a göre okullar ve kurslar, mevcut durumlarıyla öğrenci düşmanıdır; bu yüzden öğrencileri yanlış programlamaktadır. Öğrenme ve öğretme sürecinden en yüksek verimin alınabilmesi için bu yanlış programın bozulması ve yeniden programlanması gerekmektedir. Bu nasıl olacak? Her açıdan öğrenciyi okula göre değil, okulu öğrenciye göre programlayarak. Çünkü öğrenci okul için var değildir, okul öğrenci için vardır.

Suggestopedia’da Öğretmen-Öğrenci ve Öğrenci-Öğretmen etkileşimi nasıl olmalıdır?

Öğretmen öğrencilerle etkileşimi onlarla bir bütün olarak ve bireysel olarak başlatır. İlk zamanlar sessizce veya öğrendikleri birkaç ifadeyle karşılık veren öğrenciler daha sonra hedef dili kontrol etmeye başladıklarında daha uzun ve doğru cümleler kurabilirler hatta etkileşimi başlatabilirler. Öğrenci-öğretmen etkileşimi derse ve kur düzeyine göre değişir. Bazı söyleşilerde öğrenciler iddialı olabilir. Öğretmen onların kendilerini hedef dilde ifade etmelerini kolaylaştırır. Öğrencilerin dairesinden çıkar ve birbirlerini etkilemelerini sağlar. Diğer zamanlarda öğretmen görevini ve yönlendirmeyi yapar. İlk zamanlar sınıfı öğretmen planlar ama daha sonraları bunun sorumluluğunu öğrenciler almaya başlar. Bu metot öğretmen-öğrenci merkezlidir. Öğrenciler arasında sosyal ilişki geliştirmek çok önemlidir. Birbirlerinden öğrenebilir ve duygularını geliştirebilirler.

Suggestopedia’da dil ve kültür nasıl görülür?

Dil iletişimdeki gelişmenin birinci safhasıdır. İkinci safha ise dilsel mesajı etkileyen faktörlerdir. Örneğin; Birinin kıyafeti veya davranışları diğerinin dilsel mesajının nasıl olacağını etkileyebilir. Hedef dili kullanan insanların günlük yaşamı ile ilişkili hedef dil öğrenilir. Dili öğrenme sürecinde hem öğretmen hem öğrenci çalışır. Önceleri dilin görevleri kişiler arasında paylaşılır ama sonradan dil, gruptaki her bireyin kendi sorumluluğu olur. Bu şekildeki destekleyici öğrenme yönteminde dil ayrıca yaratıcılığın ve eleştirinin gelişmesini de sağlar. Kültür de dilin ayrılmaz bir parçasıdır.

Suggestopedia’da hangi dil becerileri ön plana çıkar?

Önceleri öğrenciler neyi söylemeye ihtiyaç duyarlarsa onu öğrenirler, daha sonra öğrencilerin öz güveni sağlandığında öğretmen öğrenilecek kelime ve dilbilgisi yapılarını ve telaffuz çalışmalarını öğrencilere aktarır. En önemli yetenek hedef dili anlama ve konuşmadır daha sonra okuma ve yazma becerileri kendiliğinden gelişir. Suggestopedia’da daha çok konuşma edinimi ve kelime öğrenme üzerinde durulur. Metodun başarısı hakkındaki değerlendirmeler verilen kelime bilgisinin çokluğuna odaklıdır. Dilbilgisi öğrenciye fark ettirilmeden, tahtaya formülüze etmeden, gerektiği düzeyde verilir. Öğrencinin bilinci dilin yapısına değil de kullanımına odaklanırsa başarı artar. Daha sonra beynin yarı-bilinç hali dilbilgisi kurallarını kendiliğinden içine alacak ve otomatik olarak kullanmaya başlayacaktır. Gramer, tümdengelimsel (explicitly) şekilde öğretilir fakat çok fazla üzerinde durulmaz. Bu metoda göre eğer dili öğrenenler dilin formlarından çok onu kullanma üzerinde yoğunlaşırlarsa daha iyi öğrenirler. Böyle olduğu zaman bilinçaltı gramer kurallarını kendiliğinden kullanmaya başlar. Belirttiğimiz gibi konuşmaya (speaking) önem verilir. Konuşmadan sonra öğrencilerde okuma ve yazma becerileri kendiliğinden gelişir.

Suggestopedia’da öğrencilerin duygularına bakış açısı nasıldır?

Suggestopedia öğrencilerin duygularına en çok önem veren metotlardan biridir. Metodun önemli ilkelerinden biri de öğrencilerin rahat olmaları ve kendilerini güvende hissetmeleridir ki bu sayede dili kolayca öğrenebilirler ve dil öğrenimi onlar için doğal ve kolay bir süreç olur.

Suggestopedia’da önemli olan öğrencilerin sınıfa getirdikleri psikolojik bariyerleri kırmaktır. Öğrenciler sınıfa günlük hayatlarından, çevrelerinden, geçmiş yaşantılarından taşıdıkları bariyerlerle gelirler. Öncelikle bunların kırılması gerekir. Direk ve dolaylı yoldan (Direct & Indirect Suggestion). Öğrencilere bilinçaltı yöntemler kullanılarak bu bariyerler kırılır ve kendilerine güvenmeleri sağlanır. Ayrıca öğrenciler kendilerine hedef dilde yeni kimlikler seçerek daha güvende hissederler. Yanlış yapmaktan korkmazlar çünkü yanlış yaptıkları zaman bu onların yanlışı değil seçtikleri yeni karakterin yanlışı olarak düşünürler.

 

Suggestopedia’da değerlendirme nasıl yapılmalıdır?

Suggestopedia’da asla bir formal test verilmez. Daha önce bu metodun öğrencilerin duygularına ne kadar önem verdiğini vurgulamıştık. Öğrencilerin güvende hissetmeleri lazım ki öğrenme en etkili olsun. Şu bir gerçektir ki ne kadar kolay olursa olsun formal testler öğrencide kaygı oluşmasına sebep olur. Değerlendirme metodun prensipleriyle paralel olarak yapılır. Değerlendirme test ile değil de öğrencinin sınıf içindeki performansı gözlemlenerek yapılır. Test, öğrenmeyi hızlandırıcı rahat sınıf atmosferini bozar. (Process-Based Evaluation)

Suggestopedia’da öğretmenin öğrencilerin hatalarına tutumu nasıl olmalıdır?

Yanlışların düzeltilmesi konusuna yöntemlerin bakış açısı birbirinden çok farklı olmakla birlikte, özellikle başlangıç aşamasında yanlışlara karşı hoşgörülü olunmasını ya da düzeltmenin dolaylı olarak yapılmasını önermektedir. Öğretmen hatanın ardından doğrusunu tekrarlar ama hataya fazla odaklanmaz, dikkat toplamaz. Hatalar tatlı, yumuşak bir sesle düzeltilir.

Suggestopedia’da etkin mekanizma nedir?

Korku (stres, heyecan), öğrenmeyi engeller. Korku anlarında vücudumuzun adrenalin ve noradrenalin salgılaması sonucu şeker ve kan basıncı yükselir; Beynin değişik bölümleri etkilenir, ya da kaçış veya saldırı durumuna geçer. Yani stres tepkisi verir ve öğrenme böylece engellenmiş olur. Bu yüzden öğrenciler öğrenme ortamında her türlü korkudan, stresten ve heyecandan uzak tutulmalıdır; onlara rahat bir öğrenme ortamı sunulmalıdır

Özellikle stressiz bir öğrenme, beden ve zihin faaliyetlerinin bir ahenk içinde çalışmasını sağlamaktadır. Bu şartlarda öğrenilen bilgiler daha kalıcı olmaktadır. Lozanov yaptığı araştırmalarda çok özel bir müziğin, yine çok özel bir ritimde olması kaydıyla, insanın beden fonksiyonlarını stressiz bir ortama sokarak öğrenme konsantrasyonunu artırdığını keşfetmiştir.Özellikle kolay ve kalıcı öğrenme beyin alfa dalgası ortamındayken gerçekleşmektedir. Lazanov’un test ettiği belli ritimdeki bazı klasik müzik parçalarının beyin dalgalarını 8 ile 12 Hz. aralığına düşürerek beynin alfa dalgaları yaymaya başlamasını sağladığı gözlenmiştir.

Telkin ile yapılan öğrenmelerde, beden ve zihin gevşemesinin gerekli olduğu yapılan araştırmalarda görülmüştür. Gevşeme sağlandıktan sonra, telkinler bilinçaltını yeterli düzeyde uyarabilmektedir. Böylelikle öğrenme hızı oranı, fark edilebilir düzeyde artmaktadır. Öğrencilerdeki bu telkine açık, aşırı duyarlı safhayı kesin çizgilerle ortaya koymayı düşünen Lozanov, işe dil öğrenen kişilerin elverişli psikolojik durumlarını inceleyerek başladı.

Psikolojik tedavinin amaçlandığı hipnoz durumlarında ve ilaçla tedavi gören hastalarda telkinin mucizevî gücü gözlenmiştir. Böylece telkin uyanık durumdaki (bilinci yerinde olan) kişilerde de uygulama alanı bulmuştur.

Yani telkin metodunda kullanılan teknikler yardımıyla kişiyi olumlu davranış ve düşüncelerden alıkoyan savunma ve bastırma mekanizmalarının önüne geçmek mümkündür.

Hızlı öğrenmenin iki temel sırrı olan; “Gevşemiş olma ve ritmin eşzamanlı olması” dil edinimini hızlandıran iki önemli faktördür. Bedenin ve aklın uyum içinde çalışması hızlı öğrenmeyi kolaylaştırmıştır. Dr. Lozanov bedenin gevşemesinde çeşitli gevşeme yöntemlerini kullanmış fakat belirli ritimli müziğin belirli bir şeklinin bedeni gevşettiğini gözlemlemiştir. Suggestopedia seanslarında özel bir müziği günde birkaç dakika dinleyenlerin gerilim ve stresten arındıkları, hatırlama ve fark etme gibi fonksiyonlarının geliştiği ağrılarının yok olduğu tespit edilmiştir. Bütün dünyadaki bilim adamları bu tür müziğin bitkilerin gelişiminde bile olumlu izlerini, yapılan deneyler ile ortaya koymuşlardır.

Dr. Lozanov; Tarih ve toplum sürekli bize yeteneklerimiz hakkında bir takım önerilerde bulunuyor ve bu öneriler neler yapabileceğimiz konusunda bizi küçümseyerek sınırlıyor.” diyor. Sınırlamalara inanmak, sınırlı insanlar yaratır. Bizi bağlayan engellerin çoğu bilinçsiz önerilerdir. Doğduğumuz andan itibaren çevremizdekilerden nasıl davranmamız gerektiğini ve nasıl olmamız gerektiğini belirten öneriler almaya başlarız. Araştırmacılar “Uçabilirsiniz, ama önce kozanızı kırmanız gerek” diye öneriyorlar. Eğer uçmak istiyorsak, kontrolü ele almalıyız.

Dr. Lozanov’un Öneri bilim Enstitüsünce geliştirilen Hızlandırılmış öğrenme teknikleri 1976 yılından beri Bulgaristan’da 17 devlet okulunda- Lozanov’un yöntemiyle- ders işleme şeklinde uygulanmaktadır. Bu okullara devam eden çocukların her birinin dahi olduğunu düşünün. Bu tür bir öğrenim sistemi ile hasta çocuklar, ağır öğrenen çocuklar bile istenen standartta ulaştırılabilir.

Bütün bu gelişmeler askeri kesiminde gözünden kaçmamış, Askeri Akademilerden bu tekniği incelemek üzere çok sayıda kişinin geldiği de tespit edilmiştir. Ordu hızlı öğrenmeyi, sadece okuması yazması olmayan acemi erlere değil, aynı zamanda modern askeri silahların nasıl çalışacağını gösteren teknik bilgileri öğrenmesi gereken personele de uygulamak istemektedir. 1977 yılından sonra bu teknikler Bulgaristan ve Rusya tarafından uygulanmıştır.

Batı dünyası bu gelişmeleri yakından takip etmiş, kendi ülkelerine taşıyarak, eğitim sistemlerinde uygulayarak öğrenme performanslarını çok üst seviyeye çıkarmışlardır. Batılılar Hızlandırılmış öğrenme, süper bellek sistemini ilk kez duydukları zaman sistemi rahat koltuklara oturup, müzik eşliğinde yabancı dil kasetleri dinleme şeklinde algılamışlar, uygulamaya başladıklarında başarısız olmuşlardır.

1960’lı yıllardan sonra özellikle Bulgar ve Rus bilim adamları insanların öğrenme yeteneklerini ve bellek gücünü arttırma üzerine çalışmalar yapmaya başlarlar. Bulgarlar 1960 yılında Sofya’da Dr. Lozanov yönetiminde Öneribilim Enstitüsünde çalışmalarını hızlandırırlar. Araştırmacılar beyin kapasitemizin yüzde onunun kullanıldığını, geri kalan yüzde doksanının harekete geçirilmesinin öğrenilmesi gerektiğini vurgulanmaktadır. Dr. Lozanov Öneribilim Sistemi adını verdiği öğrenme sistemi ile insanların akıl ve bedenlerinin kapalı noktalarına erişmeyi, beynin sağ ve sol kısımlarının bir orkestra gibi uyum içinde çalışıp, insanların yapmak istediklerini daha iyi yapmalarını sağlamaktadır.

Öğrenmeyi elli misli hızlandıran sistemde; temel eğitimde, ilk başlayan programlarda, yeni bir iş öğrenmede ve kişinin yeteneklerini genişletmede inanılmaz sonuçlar elde etmiştir. Araştırmalar sonucunda beynin engellemeden, rahatsız edilmeden çalışması durumunda her türlü bilgiyi sünger gibi emdiğini, beynimizin bilgileri kayıt makinesi gibi kayıt ettiğini tespit etmişlerdir. Öneribilim yönteminde müzikle birlikte yabancı dil öğrenimi uygulanmış iki saatlik bir seansta 120-150 kelimenin çoğunun okunup-yazılmasını ve gramer kurallarını da zahmetsizce öğrenmişlerdir.

Gayret göstermeden hiçbir şey öğrenemeyeceklerini düşünmelerine rağmen, birkaç hafta içinde daha önce tek kelime bilmedikleri yabancı dili su gibi öğrenmişlerdir.

Müziğin öğrenme potansiyeline bir başka sebepten dolayı da katkısının olduğunu ortaya koyan “telkin yöntemi” (suggestopedia) psikiyatr ve eğitimci olan Bulgar Georgi Lozanov tarafından bulunmuştur.

Özellikle stressiz bir öğrenme, beden ve zihin faaliyetlerinin bir ahenk içinde çalışmasını sağlamaktadır. Bu şartlarda öğrenilen bilgiler daha kalıcı olmaktadır. Lozanov yaptığı araştırmalarda çok özel bir müziğin, yine çok özel bir ritimde olması kaydıyla, insanın beden fonksiyonlarını stressiz bir ortama sokarak öğrenme konsantrasyonunu artırdığını keşfetmiştir.

Özellikle kolay ve kalıcı öğrenme beyin alfa dalgası ortamındayken gerçekleşmektedir. Lazanov’un test ettiği belli ritimdeki bazı klasik müzik parçalarının beyin dalgalarını 8 ile 12 Hz. aralığına düşürerek beynin alfa dalgaları yaymaya başlamasını sağladığı gözlenmiştir. Lozanov yaptığı deneylerde her klasik müzik parçasının dinleyenleri alfa beyin dalgaları ortamına sokmadığını ve en etkili parçaların 60 vuruşlu “largo” tempolu ve 4/4 veya 3/4 ölçülü olan “barok müzik” eserlerinden oluştuğunu tespit etmiştir.

Metodoloji

Bulgar araştırmacı ve psikiyatrist Dr. Georgi Lozanov tarafından ortaya atılan Suggestopedia yöntemi, geleneksel hızlandırılmış eğitimden çok daha fazlasını sunuyor. Suggestopedia, öğrencilerin öğrenmeyi yeniden öğrendikleri ve farkında olmadıkları potansiyeli açığa çıkaran bir eğitim ve öğretim biçiminin tümüyle yeniden tanımlanmasıdır. Kısacası, Suggestopedia yeni bir başlangıçtır. Sistem, özellikle daha hızlı olmasının yanı sıra, öğrencilerin öğrendiklerini dersten sonra çok daha uzun süre hatırlamalarını ve motivasyonlarının olağanüstü bir şekilde artmasını sağlar. Kimi alanlarda “Hızlandırılmış Öğrenim” yöntemi olarak bilinen Suggestopedia ile işte tüm bu süreç, keyif, yüksek verim ve kişisel tatminin öne çıktığı heyecan verici bir ortamda gerçekleşir. Suggestopedia’nın kilit noktası, öğrencilerin koşulsuz olarak desteklendiği ve risk almaktan korkmadıkları güvenli ortam yaratılmasıdır. Öğrenciler bütün duyulara seslenecek şekilde hazırlanmış ve ilgi uyandıran stratejik bir dizi aktiviteye katılırlar. Yöntem böylece çoklu-duyumsal ve matris (değişkenler arasındaki ilgiyi gösteren tablo) benzeri bir eğitim sunar. Çünkü aynı bilgi, farklı duyusal kanallardan oluşan bir çeşitlilik aracılığıyla öğrenciye ulaşır ve ’iki taraflı’ olarak kendini pekiştirir.

Bu bakımdan Suggestopedia, son zamanlarda yapılan beyin araştırmaları konusundaki buluşların pedagojik bir uygulamasıdır. Tüm bilgiler, unutulmayacak özellikteki çağrışım zincirleri içinde işlenir. Dersler, öğrencilerin keşfettikleri kapasiteleriyle kendilerini şaşırtmaları hedeflenerek hazırlanır. Konunun özü, Suggestopedia’nın aklın bilinçaltı rezerv kapasitesini harekete geçirmesidir. Bu, iki şekilde gerçekleşir: Tüm bilgilere, sistematik olarak uzun dönemli belleğin anımsadığı duygusal anlamlar kazandırır.

Önemli bilgileri doğrudan değil, öğrencinin ’gözüne iliştirecek’ şekilde dolaylı olarak verir. Çünkü uzun-dönemli bellek, periferik (dış yüzeye veya kenara ait) algı yoluyla deneyimlediklerine giriş izni verir ve doğrudan algıyı gözardı eder.

Bu “öğrenci-merkezli” metod, katılımcıların hoş olmayan herhangi bir anı, olumsuz öz imge (kendi imgesi) veya diğer insanların beklentilerini karşılamaya yönelik mecburiyetleri geride bırakarak, onlara yaşamlarına tümüyle yeniden başlamalarına olanak sağlayan yeni kimlikler vermekle başlar.

Hemen her gün, özel hazırlanmış öğrenmeyi hızlandırma özelliğine sahip müzik eşliğinde dersler yapılır. Bu müzik öylesine kompleks özelliktedir ki, beyin uyarıları kontrol etmeyi bırakır ve sadece akışta kalır. Böylece beyin aktivitesinde büyük bir değişim meydana gelir. Katılımcılar çok geçmeden yüksek oranda üretken olan düşük 18-23 Hertz’lik Beta dalgalarından, yüksek oranda alıcı olan 8-12 Hertz’lik Alfa dalgalarına geçerler. Böylece, doğal uyuklama ya da uyanma durumu harekete geçmiş olur. Bu durumda yeni bilginin öğrenilmesi son derece çabuk gerçekleşir.

Suggestopedia yönteminin temelini, yüksek yoğunlaşma ve motivasyon oluşturmakla birlikte aynı zamanda görme, duyma, dokunma gibi beş duyumuza hitap ederek öğrencinin algılama kapasitesini artırmayı amaçlamaktadır

Bu metotta öğrenciler bütün olarak görülür. Yani sadece zeka yapılarıyla değil, duyguları, fiziksel tepkileri, içgüdüsel savunmaları, öğrenme arzuları ile ele alınırlar. Yetişkinler yeni bir şey öğrenirlerken budala görünme korkusuna kapılırlar. Bu korkuları yenmeleri için öğretmen danışman rolündedir. Öğretmen öğrencilerin korkularını yenmelerini ve bu korkuları pozitif enerjiye çevirmelerini sağlayabilir.

Bu yöntemin her bakımdan diğer yöntemlerden farklı olduğunu söyleyebiliriz. Kurucusu Georgì Lozanov, yabancı dil öğrenmenin sanıldığı kadar zor olmadığı; başarısızlığın nedeninin genellikle psikolojik etmenler olduğu görüşünden hareket ederek bu yöntemi oluşturmuştur. Lozanov’a göre biz çoğu zaman bir şeyi yapamayacağımızdan, yeteneklerimizin sınırlı olduğundan korkarız. işte bu korkudan dolayı sah¡p olduğumuz zihinsel gücün tümünden yararlanamıyoruz; yararlanabilmek için, önündeki tüm engelleri kaldırmak gerekir

Suggestopedia ile hızlandırılmış öğrenme teknikleri, içindeki öğrenmeyi hızlandıran birçok suggestopedia bileşenleri ile değişim başlatıcı, öğrenme kapasitesini ve öğrencinin edinim gücünü artırıcı, bütünleşmiş bir dil öğrenim sistemidir. Önemli olan kişisel enerjinin öğrenme ve uygulamaya dönüştürülmesidir. Amaç her öğrencide zaten var olan enerjiyi ortaya çıkartmak ve kendisi tarafından kullanılmasını sağlamaktır

Suggestopedia, öğrenci duygularını ön planda tutar. Bilindiği üzere öğrenmeyi psikolojik durumumuz etkiler. Başarısızlık korkumuz bize sınır yaratır. Zihinsel yeteneklerimizin sadece 5-10 % kullandığımız için sınırları tekrar tekrar ilerletmeye çaba göstermeliyiz. Bu metodun amacı öğrencinin duygularını iyileştirerek korkudan uzaklaştırmak ve öğrenmenin önündeki engelleri azaltmaktır.  Bu nedenle, hata yapma korkusundan kurtulan öğrencinin, sahip olduğu ama farkında bile olmadığı öğrenme potansiyelini keşfetmesini ve öğrendiği bilgilerin en uzun süreyle hatırlanmasını sağlar.

Metot, ana dilin öğreniminde olduğu gibi, dinleme, anlama ve konuşma yeteneklerinin harmanlanmasıyla öğrenmeyi hedeflemekle birlikte, birincil amaç dil edinimini sağlamaktır. Suggestopedia’da, hedef dildeki anlama kabiliyeti ile olan ilişki değil aynı zamanda ifade de gelişir. Suggestopedia, aynı zamanda eğitim süresini önemli ölçüde kısaltırken öğrencinin bu konuya olan yoğunluğu ile birlikte yorgunluğunu da azaltır.

Bulgar bilim adamı Prof. Dr. Georgie Lozanov, öğrenciler üzerinde yaptığı araştırmalarda, öğrencilerin rahatlamış durumda algılama kapasitelerinin çok daha yükseldiğini keşfetmiş. Beden rahatlayınca beyin enerjisinin daha büyük bir kısmı zihinsel faaliyetlere aktarılabiliyor, böylece daha hızlı öğreniliyor, öğrenilen bilgiler daha kalıcı oluyor.

Yapılan bilimsel araştırmalar, beynimizin iki lobunun farklı görevleri olduğunu ortaya koyuyor. Sağlak bir kişi için beynin sol lobu matematik öğretilere yatkınken, sağ lobu soyut ve sanatsal öğretilere yatkın. Buna ek olarak beynin sol lobu lisan öğreniminde esas görevi üsleniyor, ancak beynin sağ lobunun da öğrenim ve hatırlama aşamasında bir lisanı deşifre etme görevi var. Bu sebeple bir kişinin lisan öğrenimi sırasında beyin sağ ve sol lobunda farklı fonksiyonlar yürütüyor. Suggestopedia yöntemi, beynin her iki lobuna da aktive ediyor ve etkileşimli çalışmalarını sağlıyor. Uzmanlara göre Suggestopedia yöntemiyle öğrenciler, klasik dil öğretim yöntemlerine göre çok daha kısa sürede hedef dili konuşabiliyorlar.

Suggestopedia, kalabalık olmayan sınıflar için ideal olan bir dil öğretim metodudur. Stresin ve kaygının en aza indirgenmesi esastır. Bunu sağlamak için ders esnasında müzik, özel olarak hazırlanmış müzik parçaları, yarışmalar, kart oyunları, skeçler ve birçok keyifli aktiviteyle zenginleştirilmiş yöntemlere başvurulur.

Öğrencilerin kendini özgür ve rahat hissetmesi önemlidir. bu sayede hata yapma korkusundan kurtulan öğrencinin, farkında bile olmadığı öğrenme potansiyelini keşfetmesi ve verilen bilgiyi en uzun süreyle hatırlaması sağlanır. Öğrencinin cesaret ve motivasyonu üst seviyelere taşınır.

Ağırlıklı olarak öğrencinin anadili yerine, öğrenmesi hedeflenen yabancı dil kullanılır sınıfta. Dilbilgisi kurallarını öğretmekten ziyade iletişim kurma becerilerinin kazandırılmasına önem verilir. Dilbilgisi sadece iletişimin akışını sağlayacak şekilde, temel düzeyde verilir, öğrenci kurallar ve çeviriler arasında bunaltılmaz.

UNESCO tarafından da önerilen bir sistemdir ve öğrenme kapasitesini 5 kata kadar artırabildiği yapılan araştırmalarla ortaya çıkmıştır. Bu eğitim her yaştan öğrenciye verilebilir. Dil öğrenim süresini olağanüstü bir şekilde kısaltması en çok ilgi çeken tarafıdır. Beş gün süreyle tam gün düzenlenen maraton (yoğunlaştırılmış) eğitimle okuma, yazma, konuşma ve anlama becerilerinde önemli bir yol kat edilmesini sağlar.

Suggestopedia ile öğrenilen İngilizcenin klasik yöntemle öğrenilen İngilizce´den 3 kat daha fazla hatırlanması mümkündür. Suggestopedia dersleri küçük mevcutlarla yapılır ve yoğundur, edinimin gerçekleşebilmesi için stresin düşük olduğu, (müzik ve rahatlama seanslarıyla tamamlanan aktif ve pasif seanslar içerebilen) çekici ortamlar sağlamaya ağırlık verilir. Bazen öğrencilerin anadili başlangıçta kullanılır ancak genellikle yabancı dil kullanılır. Doğru atmosfer ve içeriğin özünü oluşturan diyalogların canlandırılmasında öğretmenin rolü çok önemlidir. Suggestopedia, dilbilgisine gereğinden fazla önem vermezken ideal derecede mesaj sağlamaktadır.

Yabancı dil edinimi için dış dünyayı kullanabilecek seviyeye getirmektir… Bunun anlamı, görevimiz öğrencilerin yabancı dil yetkinliğini dışarıda duyduklarını anlayacak seviyeye getirmek için yeterli derecede anlaşılır mesaj sunmaktır… Diğer bir deyişle, tüm yabancı dil sınıfları geçicidir.”

Bunlar öğrenci ve öğretmenlerin dil edinimini birincil görmeleri ve anlaşılır mesajları dil edinimini teşvik eden araç olarak kabul etmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu problemlerin sebebi, dil ediniminin dil öğrenmeden iki büyük farkı olmasıdır: edinim yavaş ve içten olurken öğrenme hızlı ve, bazı insanlar için, aşikar olur… Sanırım muhafazakâr bir dil edinim teorisi ve uygulamalarını sundum, muhafazakâr çünkü bildiğim tüm empirik verilerle uyumlu olmayı hedefliyor. Binlerce insanın tarih boyunca takip ettiği dil edinme şekliyle uyumlu. İnsanlar yabancı dilleri başka şeylere odaklanmışlarken, ilgilerini çeken yada ihtiyaç duydukları bir konuda bilgi toplarken yada bir arada olmaktan hoşlandıkları insanlarla ilişki içinde olarak, edindiler.”